Teşbih Örnekleri

MECAZLA İLGİLİ SANATLAR

 

TEŞBİH

 

Benzetme sanatı. Aralarında ilgi bulunan iki şeyden zayıf olanın güçlü olana benzetilmesiyle yapılır. Teşbih sanatı genellikle benzeyen/benzetilen/benzetme edatı/benzetme yönü gibi unsurlar kullanılır. Gerek Divan şiirinde gerekse modern Türk şiirinde en çok kullanılan sanattır.

 

 

Dünyâyı harâb etti o mestâne bakışlar

Ol çeşm süzüşler o gazâlâne  bakışlar

 

                         Şeyhülislâm Bahâyî

 

Şeyhülislâm Bâhâyi, sevgilinin dünyayı birbirine katıp, her şeyi yakıp yıkan ve harap eden bakışlarını, sarhoşun baygınca bakışına ve ceylanın süzgün bakışına benzeterek teşbih sanatı yapar.

 

 

Gel artık, mâsivâ yok, şimdi yurdum Tanrı yurdudur

Tüten hücremde îmânım, yatan, yer yer sücûdumdur.

                                               

                         Mehmet Akif Ersoy-Safahat/970

 

Mehmet Akif, mezar/kabir âlemini, Tanrı yurduna, hücresinde türeni imanına ve yerlerde serilmiş yatanları da secde eden insanlara benzeterek, teşbih sanatı yapar.

 

 

Bir acem bahçesi bir seccade

Dolduran havzı âteşten bâde…

                    Ahmet Haşim-Bütün Şiirleri/131

 

Ahmet Haşim, üzerinde namaz kılınan seccadeyi bir acem bahçesine benzeterek teşbih sanatı yapıyor. Bununla birlikte güneş ışığı vurmuş havuzu, bâdeye/içki kadehine; güneşin havuzdaki suya yansımasını ise ateşe benzetir.

 

 

Akşam… lekesiz, sâf, iyi bir yüz akşam…

Tā karşı bayırlarda tutmuş iki üç cam

 

                     Yahya Kemal Beyatlı-Kendi Gök Kubbemiz/131

 

Yahya Kemal, akşamı saf, lekesiz bir insan yüzüne benzetir. Şair, bu benzetmeyi, yüzün saflığı/ temizliği/ beyazlığı karşısında, akşamın siyah/pis/karanlık olması nedeniyle ayrı bir tezat sanatı içerisinde yapar.

 

 

Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et;

Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet

Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.

                                              

                     M. Emin Yurdakul- Bir Şiirden/17

 

Mehmed Emin, şairleri haykırmayan milleti sevenleri toprak olmuş /ölmüş öksüz bir çocuğa benzeterek  teşbih sanatı yapar. Burada şair, ulusların sözcüsü gibi etkin bir özne olarak milliyetçi bir iradeyle karşımıza çıkar.

 

 

Yine doldu gemimizin arması.

Bizim gemi martı gibi pek oynak

 

                  Enis Behiç Koçyürek- Beş Hececiler/85

 

Enis Behiç, gemiyi, oynaklığı/ dalgalarla yalpalanması nedeniyle martıya benzeterek teşbih sanatı yapar. Martılar denizlerde oynaşan oldukça oynak/ hareketli kuşlardır. Gemilerin martılara benzetilmesi, onlar gibi oynaklığı/hareketliliği ve denizlerde hızla yol almaları nedeniyledir.

 

 

Burada insan, toprak gibi, güneş gibi, deniz gibi bereketli;

Burada insan gibi verimli deniz, güneş ve toprak

 

                  Nazım Hikmet-Kuva-yı Milliye/90

 

Nazım Hikmet, birinci dizede, insanı “gibi” edatıyla toprağa, güneşe ve denize benzetilirken, yine ikinci aynı edatla benzetilenleri, deniz, güneş ve toprağa da tersinden bir okumayla insana benzeterek zincirleme teşbih sanatı yapar.

 

 

Dörtnala gelip Uzak Asya’dan

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan

Bu memleket bizim

                                  

                    Nazım Hikmet- Edebiyat Bilgileri/1226

 

Nazım Hikmet, Anadoluyu, şekil bakımından Uzak Doğu’dan dörtnala koşarak gelen bir kısrak başına benzeterek nefis bir teşbih sanatı yapar. Anadolu’nun coğrafi şekil bakımından bir kısarak başına benzediği bir vakıadır.

 

 

Uykuya varmak için bu hazîn günde, erken

Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken

Birdenbire kıpkızıl  birkaç satırla yandı,

Dört mısra değildi, sanki dört damla kandı

 

                     Faruk Nafiz ÇAMLIBEL-Han Duvarları/54

 

Faruk Nafiz, duvarda gördüğü bir şiirin mısralarını/ kıtayı dört damla kana benzetirken, o mısraların dehşetinden sanki kalbine dört damla kan düşmüş gibi olmuştur. Bu nedenle duvardaki şiir kalbe düşen/ damlayana benzetilmiştir.

 

 

Ufuklarda bu akşam ne sis var, ne bulut var;

Selviler içinde bir alev Emirsultan

 

                    Ömer B. Uşaklı- Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti/96

 

Ömer Bedreddin, Bursa Emir Sultan türbesini selviler içinde bir aleve benzetir. Alevin insanları aydınlatıcı ve yol gösterici niteliği böyle bir benzetmenin yapılmasına neden olmuştur ki, Emir Sultan da insanlara maneviyatı nedeniyle yol göstericidir/ aydınlatıcıdır.

 

 

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin

Benim doğduğum köyler de güzeldi

 

                   Cahit Külebi-Bütün şiirleri/15

 

Cahit Külebi, Sevgilisini Türkiye kadar aydınlık ve güzel olarak nitelerken teşbih sanatı yapmaktadır. Sevgili, güzellik yönünden Türkiye’ye benzetilirken. Benzetmenin yanında güçlü ve güzel bir irsal-i mesel sanatı da vardır.

 

 

Ah bu Türküler

Türkülerimiz

Ana südü gibi candan

Ana südü gibi temiz

Türküler tüter dağ dağ, yayla yayla

Köyümüz, köylümüz memleketimiz

           

                  B.Rahmi Eyüboğlu- Dol Karabakır Dol/141

 

Bedri Rahmi, köyünü/köylüsünü/memleketini saflık ve temizlik yönünden ana sütüne benzetir. Süt beyazdır/siyah değil. Beyazlık, saflığın ve temizliğin  bir simgesidir. Şair, köyünün ve  memleketinin türkülerini de anan sütüne benzetir. Sanatçı, biraz daha dolaylı olarak türküleri; dağa, yaylaya, köye, köylüye benzetmenin yanında, teşbihi daha da genişleterek “memleketimize” e benzetiyor.

 

*alıntıdır.

Yorum Yaz