Açık İstiare Örnekleri

İSTİARE

 

Bir sözün benzetme amacıyla başka bir sözün yerine kullanılmasıdır. İstiare hem bir mecaz hem bir benzetme sanatıdır. İstiare, mahiyet itibariyle, alegori ve symbole’le ortak bir noktada birleşir. Başka bir perspektiften bakılacak olursa istiare, teşbihin tekamül etmiş şeklidir. İstiare, dil ve üslubun doğal bir ürünüdür. Gerek Divan şiirinde gerekse modern Türk şiirinde sevilerek kullanılmıştır.

A.      AÇIK İSTİARE

Benzetme öğelerinden yalnızca benzetilen ile yapılan istiaredir. Bu tür istiarelerde benzetilen söylenip benzeyen söylenmez. Açık istiare, başka bir  ifadeyle gerçek anlamın dışında müstear bir isim kullanmaktır. Klasik Türk Edebiyatındaki klişeleşmiş mazmunların çoğu açık istiaredir. Açık istiarenin modern şiirde de oldukça yoğun olarak kullanıldığını görüyoruz.

 

Kadem kadem gece teşrîfi Nâilî o mehin

Cihân cihân elem-i intizâre değmez mi?

 

                                  Nâilî

Nâilî-Kadim, sevgiliyi “meh” (ay) olarak nitelendirerek açık istiare sanatına başvurmaktadır. Şair sevgilinin/mehin gece adım adım kendisine doğru gelişini adeta nefsinde yaşamaktadır. Onu/sevgiliyi/mehi beklemek dünyalar kadar üzüntü çekmeye değmez mi? Derken değeceğine dair kuvvetli bir inancı vardır.

 

 

Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem?

Yüce dağ başında siyah tül vardır.

 

           Rıza Tevfik Bölükbaşı-Hayatı, Hatıraları, Şiirleri/263

 

Rıza Tevfik, yüce dağ başındaki bulutları siyah bir tüle benzeterek istiare sanatı yapmaktadır. Burada siyah tül/ benzetilen, bulutların yerine kullanılmıştır. Ayrıca birinci dizede bir istifham sanatı vardır.

 

 

Garbın ucunda, son kıyıdan en gürültülü

Bir med zamanı gökyüzü kurşunla dolu

 

          Yahya Kemal Beyatı - Kendi Gök Kubbemiz/15

 

Yahya Kemal, gökyüzünü kurşunla örtülü olarak gösterirken, aslında gökyüzünün bukutlarla kapalı olduğunu anlatmak istemiştir. Fakat burada benzetilen / kurşun söylenmiş, benzeyen/bulut söylenmemiş.

 

 

 

Yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor,

Bir hilâl uğruna, yâ Rab ne güneşler batıyor!

 

                Mehmet Akif Ersoy- Safahat

 

Mehmet Akif, güneşleri / benzetileni söylediği halde benzeyeni / Türk askerlerini söylemeyerek açık istiare sanatı yapmıştır. Ayrıca burada hilal / benzetilen söylenip benzeyen / bağımsızlık söylenmeyerek ikinci bir istiare sanatı daha söz konusu edilmiştir.

 

 

Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta

Kızıl havaları seytret ki akşam olmakta…

 

                  Ahmet Haşim-Bütün Şiirleri/226                                 

 

 Ahmet Haşim, benzetileni / lisân- hafî’yi / gizli dili söyleyip benzeyeni / aşkı söylemeyerek açık istiare sanatı yapar. Aşk, genelde âşıkların gönlünde gizli / platonik bir öznedir. Fakat bu özne çoğunlukla eylemsizdir / aksiyoner değildir.

 

 

Uludağ etekleri al ipekten bu akşam

Düştü yeşil ovaya kubbelerin gölgesi

 

              Ömer B. Uşaklı-Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti/19

 

Ömer Bedrettin, akşam vakitleri Uludağ eteklerini al ipek olarak nitelendirirken benzetilen / al ipeği söylediği halde benzeyeni / akşamın kırmızı ışık huzmelerini söylememiştir.

 

 

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

Bu cehennem, bu cennet bizim

 

               Nazım Hikmet- Kuva-yı Milliye/90

 

Nazım Hikmet, benzetilen/Cenneti/Cehennemi söyleyip, benzeyeni Anadolu’yu söylemeyerek açık istiare sanatı yapar. Anadolu, karşılıklı bir tezat diyalektiği içerisinde Cennet ve Cehennem olarak nitelendirilmiştir.

 

 

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?

Ya gözler altındaki mor halkalar?

Neden böyle düşman görünürsünüz,

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?...

 

              Cahit Sıtkı Tarancı-Bütün Şiirleri/188

 

Cahit Sıtkı, şakaklarına karın yağıp yağmadığını tecahül-i ârif sanatıyla sorgularken, şakaklarındaki karı / benzetileni söyleyip, ak kılları / benzeyeni söylemeyerek açık istiare  sanatı yapıyor.

 

*alıntıdır.

Yorum Yaz